Geçen sene, Akyaka > Akbük > Ören > Çökertme > Yalı > Bodrum – Gündoğan bisiklet turu yapmıştık, sevgili dostum Cemal Atasoy ile birlikte.
Bu sene Gökova > Köyceğiz > Sarıgerme’yi pedallamakla başladık. Geçtiğimiz hafta ise Gökova > Marmaris > İçmeler > Bayır > Bozburun > Selimiye > Orhaniye yolculuğumuz oldu. Böylece, Marmaris’in Datça istikameti hariç tüm yönlerini bitirmiş olduk. Fakat şunu itiraf edeyim, Marmaris’i biz deniz olarak bilirdik. Ne çok dağı-tepesi varmış oysa. Terlerimizle epey ıslattık yolları… Neyse ki denize paralel gitmenin avantajını, serin sulara dalıp ferahlamakla yaşadık.
Cemal Atasoy, Çamlı Köyünde yaşamını sürdürüyor bu aralar. Haliyle, Okaliptüs ağaçlarına bakan pencerem ile ona konuk olmak, kuş sesleri ile uyanıp, bisiklete binmek büyük keyif oldu. Çamlı köyünden, arka yoldan, tamamen orman içerisinden Marmaris yoluna arkadan çıkmak mümkün. Yol üzerinde bir dünya cenneti ‘İncekum’ plajının olması da başka bir keyif.
Orman içerisinde, nefis koyları izleyerek bisiklete binmek, fotoğraflarını çekebilmek ve canın çektiğinde masmavi sulara atlayabilmek… Sanıyorum daha ötesi yok bu yeryüzünde…





MARMARİS

Bisikletçi için güzel bir görüntü. Cennete yokuş aşağı gitmek her halde en çok istediğimiz şey. Sanıyorum yokuş yukarı pedal çevirirken en büyük motivasyonumuz, eninde-sonunda bir inişin olacağını bilmemiz.
İçmeler’e doğru pedal basmak, güneşlenenleri, denize girenleri izlemek yolun en rahat kısmıydı. İçmelerin bitimindeki sert çıkış öncesi, bisikletli yaşamın reklam filmi gibiydi.








Ciddi bir tırmanıştan sonra, BAYIR Köyüne ulaştık. Balcılık en önemli geçim kaynakları. Aynı zamanda turistik bir uğrak noktası. Öncelikle 2000 yaşındaki Çınar ile serinliğinde oturuyoruz.





Bayır Köyü’nden ayrılıp yolumuza devam ettik. Denizi ilk gördüğümüz yer doğrusu tek kelimeyle muhteşemdi.
Manzarayı bulduk, hatta ortasına beyaz bir yelkenli tekne bile koyduk…

Ehh arada bir şov yapmak lazım…




BOZBURUN











Selimiye’yi geçip yolumuza devam ederken gözümüz, tam Selimiye’nin karşısındaki minik koya takıldı. Güneş tepeye doğru çıkmış, ağır bir yokuşu ve inişi de bitirmiştik. Deniz keyfi molası için muhteşem bir keşif oldu.





360 dereceyi tamamlamak için, Marmaris rampalarına yine sardım. Cemal yazının başındaki arka yoldan geri dönerken, ben tekerlekleri değiştirmek için mecburen Marmaris’e saptım.
Bu kez ters açıdan Marmaris’i fotoğrafladım. Doğrusu günün yorgunluğunun üzerine tırmandığım en zorlu rampalardan bir tanesi oldu. Bir 100 metre daha olsaydı, otostop yapacaktım.

İyi ki de gelmişim, bir akşamüstü Marmaris’e…

Sahili dolaştım, bir Marmaris akşamüstü. Çok keyifli bir kent doğrusu…




Son fotoğrafla birlikte 2 günlük bisiklet yolculuğumuzun özetini bitirmiş oldum.
Türkiye üzerinde cennet köşe oldukça fazla. Yeter ki bir şekilde oralara gitme azmimiz olsun, yaşadıklarımızdan mutluluklar çıkarmasını bilmek gerek… Bu da benim duam, umarım kabul olur.
Bir sonraki yolculukta görüşmek üzere.


Hakan Bey, bizde gittik oralara. Ne güzel anlatmışsınız ne güzel görüntülemişsiniz. Ellerinize sağlık. Darısı başımıza inşallah 🙂
İşte yaşam enerjisi diye buna derim ben. Yıllardır yaşadığımız yanından geçtiğimiz sürekli gördüğümüz şehri kasabaları bizden daha iyi gezmiş, anlatmış ve fotoğraflamışsınız. Diğer yazılarınızıda takip edeceğim. Teşekkürler..
Bisikletle gezilerin bile fotoğraf şöleniyle bitiyor. Anlatımlar zaten keyifli. Emeğine sağlık. Esenkal.. Alev Ablan