Çiçek Adası – Flower Island (Ayvalık)

Sık aralıklarla başıma gelen hastalığım, fotoğraf aşkına yollara düşme nüksedince, “2015 yılında gidilecek yerler” listeme baktım. Şubat ayı biraz geç olmasına rağmen, en masumu ‘Ayvalık Rotası’ gözüküyordu. Çocuklukta kodlarıma işlenmiş kokuların izini sürecektim. Nergis mevsiminin son demlerine yetişirim diye umut ediyordum. Hürriyet Gazetesinin ekinde rastlamıştım Çiçek Adası’nın ismine… Doğal ortamında kendi kendilerine çoğalmış olan nergisler, yerel halk tarafından hasat edilip pazarlara ulaştırılıyor,  mis kokularıyla kış günlerinde insanlara mutluluk aşılıyorlardı. Ben de, İzmir Karaburun ile birlikte bu çiçeklerin en çok bulunduğu iki kaynaktan bir tanesine, Çiçek Adası’na gitmeye karar verdim.

Fotoğraf çıkar mıydı, yaklaşmakta olan yağmura yakalanır mıydım, daha kötüsü adaya geçebilecek bir araç bulabilir miydim, tüm bunları göz ardı ederek çıkıyordum yola… Plansız fotoğraf çekimi olmazdı ama biraz da fotoğrafın şans meleklerinin peşinde koşmak da başka bir güzelliktir. Her ihtimale karşı bir kader arkadaşı ayarttım, sevgili dostum Cemal Atasoy kayıtsız kalamadı, çok istekli davetime… Yolda didişecek birisine ihtiyacım vardı ne de olsa…

İnternet araştırmalarım sonucunda hiç bir ilgilinin telefonuna ulaşamamıştım. Haritadan gördüğüm kadarıyla, Keremköy en yakın yerleşim yeriydi. Keyifli bir araba yolculuğundan sonra, akşam saatlerinde köy kahvesine vardığımda, çok da umut verici bir yardım alamadım. Sadece adanın karşısındaki kayıklara sabah uğramamın faydası olacağını söylediler…

Neyse ki, kayıkların bağlandığı yer ve yağmur bulutlarının arasında kendisini gösteren güneş fotoğraf imkanı veriyordu. Adayı bir süre uzaktan izledik.

IMG_7167_FF_1600

Bir umutla beklemeye devam ederken, Tuğla fabrikasının, arkasındaki bir ahılın ve denizci damlarının fotoğraflarını çekerek oyalandık.

IMG_7195_FF_1600

IMG_7178_FF_1600

Sabahın ilk saatlerinde, Çiçek Adası'nın karşısındaki Ahıl

Yağmur başlamasına az kala da, gün batımından hemen sonra Ayvalık’a ulaştık. Sabah erken kalkacağımızdan, keyifli bir yemek faslının ardından uykuya daldık…

Güneş doğmadan adanın karşısındaki kayıkların başındaydık. Bizimle kafa bulan birkaç balıkçı haricinde pek de kimse yoktu ortalarda. Sabahın sarı ışığı, birkaç keyifli fotoğraf daha çekmemize vesile oldu…

IMG_7150_FF_1600

İskele ve baca uzun pozlama sabah ışığı

Keremköy’de şansımızı bir kez daha denemek için arabamızı tekrar kahvehaneye sürdük… Bu kez yardımsever birisi çıktı ve ‘Zargana Ahmet’ adını verdi. Fakat ne yazık ki, telefonu kimsede yoktu. Kös kös geri döndük kayıkların başına. Adaya çocuksu bir özlemle baktık bir süre daha… Tam umudumuzu kaybetmeye başladığımızda, uzun boylu birisi yanımıza yanaştı. Cemal ile göz göze geldik.   Zira uzun boylu ve zayıflara ‘Zargana ismi verilirdi.

IMG_7212_FF_1600

Fotoğraf melekleri her zamanki gibi yanımızdaydı anlaşılan…  Keremköy’de yardım istediğimiz kişi Zargana Ahmet’e ulaşmış ve fotoğraf çekmek isteyen iki delinin adaya çıkmak istediğini iletmişti. Üstelik kayığı, yeni boyanmış, bağlı olanlar arasında en renkli olan tekneydi de.

DP3M0282_FF_1600

Daha da iyisi Zargana Ahmet oldukça fotoğrafik bir simaya da sahipti ve poz vermeyi de seviyordu. Fotoğrafın melekleri peşimizi bırakmamışlar, bir de gökkuşağı koymuşlardı bizim için gökyüzüne.

IMG_7257_FF_1600

IMG_7270_FF_1600

IMG_7282_FF_1600

Ada bekçisi, Zargana Ahmet ile akraba olduklarından, bizi samimi bir şekilde karşıladı.

DP3M0272_FF_1600

Tanışma faslını kısa keserek, arada bir yüzünü gösteren güneş ve ahmak ıslatan yağmuru bahane ederek daldık Nergislerin arasına. İlk gözümüzü çarpan, güneşin sarı ışıkları altında kalmış olan eski bir traktördü.

Eski Traktör Gökkuşağı altında

İlk başta biraz üzüldük. Nergis mevsimine maalesef son demlerinde yetişmiştik.

IMG_7332_1600

Çiçek Adası'nda Nergisler

Çiçek toplayıcılarının daha az uğradığı iç kesimlerde, nergislerin gülümseyişlerini yakaladık. Yüzyıllık Zeytin ağaçlarıyla, Nergisler adeta koyun koyuna yaşıyorlar, birbirlerinin güzelliklerini tamamlıyorlardı. Yağan yağmura ve pusa aldırmadan, ağaçların arasına daldım.

Zeytin Ağacı ve Nergis

Zeytin Ağacı ve Nergis

Zeytin Ağacı ve Nergis

Nergis’in buram buram kokusunu çektik doyasıya…

DP3M0236_FF_1600

Zargana Ahmet, coşkumuza katılmış üstelik bize Nergis toplamıştı.

DP3M0259_FF_1600

Güzelce saplarını kesip, bir torbaya koydular. İstanbul’a kadar arabamız misler gibi koksun diye.

IMG_7397_1600

Kıyıya dönerken, keyifli bir fotoğraf operasyonunu olduğunda hemfikirdir. Zargana Ahmet’in telefonunu aldık. Önümüzdeki Aralık ayında, yani Nergislerin coştuğu tarihte geri dönmeye söz vermiştik çünkü.

DP3M0274_FF_1600

Aralık ayında görüşmek üzere.

Tagged with: