Fırtına Kuşları

Fırtına Kuşları – Afiş

SİNOPSİS

1917 Kışı. Ruslar yaklaşan Ekim Devrimi öncesinin karmaşası ve ordunun bozulması ihtimalini gözeterek, 1878 Ayestefanos Antlaşması’nda kendilerine bırakan Doğu Anadolu’dan kontrolsüzce çekilmektedirler. Boşalan topraklarda yorgun Türk Devleti’nin zafiyetini kullanmak isteyenler, güç mücadelesine başlamıştır.
Teşkilat-ı Mahsusa’nın başkanı Miralay Hüseyin Tosun Bey, birbirlerinden apayrı kişilikte iki kişiyi bölgeye gönderir. Oltu’da ailesinden kalan bireyler bulunan Ermeni asıllı Doktor Serdar ve gözü pek vatansever Yüzbaşı Rauf.

Bölgenin ileri gelen aşiretlerinden birinin reisi ve Oltu’da devletin tek güvenebileceği kişi olan Bedrettin Hoca, İstanbul’dan gelen iki teşkilatçı gence kapılarını açar. Doktor Serdar ve Yüzbaşı Rauf, aşiretin sakladığına inandıkları Martini tüfekleri Bedrettin Hoca’dan alıp, yaklaşan savaşta kullanmayı hedeflerken, güzeller güzeli Bergüzar ile tanışırlar.
Batılı giyimli genç bir kızın, atla Doktor Serdar ve Yüzbaşı Rauf ile birlikte çevrede dolaşması kolayca başkalarının dikkatini çekmektedir. Yörenin en büyük aşiretinin reisi de olan Devran Bey, Bergüzar’ın babası Bedrettin Hoca’nın karşısına dikilip, Bergüzar ile evlenmek istediğini söyleyince, bu isteğin altında yatan diğer nedenler felaketlerin kapıda olduğunu anlatmaya yetmiştir.

Ermeni çeteci ve kuzeni de olan Agasi, Ermeni kimliğiyle ilgili olarak Doktor Serdar’ı çelişkiye düşürmeye çalışmaktadır. Yüzbaşı Rauf ve Bergüzar ile birlikte, büyük annesi Anuş Anne’nin köyüne gittiklerinde Doktor Serdar geçmişiyle yüzleşir. Tehcir sonrasında koskoca köyde sadece çocuklar ve yaşlılar kalmıştır. Anuş Anne torununu bağrına basar. Kaos ortamında tüm köy halkı gibi büyükannesi de tehlike altındadır. Köyün gizlice boşaltılıp, daha güvenli olan uzaklardaki akrabaların yanına göç edilmesi uygun olacaktır.
Bedrettin Hoca, İstanbul Hükümetinin temsilcisi Doktor Esat’a efsanevi Martini tüfekleri teslim eder. Karşılığında, tehdit altında bulunan Ermeni köylülerin uzaktaki akrabalarının yanına gönderilmesini istemiştir. Bir şartı daha vardır: Canından bile çok sevdiği kızı Bergüzar’ı, kısa zamanda güvenini kazanan Doktor Serdar ve Yüzbaşı Rauf ile birlikte, Ermeni köylülerin yanında uzaklara gönderecektir.

Meşakkatli yolculuk başladığında, Ermeni kadın ve çocukları korumakla görevli, yirmi atlı Türk askerinin başında, Yüzbaşı Rauf oldukça tasalı görünüyordu. Nişanlısı saydığı Bergüzar’ın da yanında olduklarını Devran Bey’in öğrenmemiş olması imkansızdı. Ötesinde, Ermeni çeteci Agasi büyükannesine rağmen tüm Ermeni köylülerin, geri dönmesini istiyordu. Zira köylülerinin boşalttığı yeri başkalarının sahiplenmesini istemezdi. Bu demektir ki, iki silahlı ve kalabalık gurup peşlerindeydi.
Güvenli topraklara yolculuk bekledikleri gibi çetin geçiyordu. Bu süreç tek bir güzel şeyi ortaya çıkarmıştı. Bergüzar ile Doktor Serdar’ın aşkları iyice filizlenmişti. Ancak, Devran Bey’in peşlerini bırakmasının bedeli, Bergüzar’ın gönül rızasıyla onunla birlikte geri dönmesini kabul etmesi olacaktı.
Bergüzar’ın fedakârlık yaparak Devran Bey’ e teslim olması, Ermeni köylülerin güvenliklerini sağladıktan sonra aşkına karşılık bulamayan Yüzbaşı Rauf ve aşkı elinden alınan Doktor Serdar’ın kendilerinden çok daha kalabalık bir silahlı guruba saldırmalarını engelleyemeyecekti.

Doktor Serdar, Yüzbaşı Rauf ile birlikte yaptıkları plan neticesinde kalabalık silahlı guruba saldırırlar. Çetin bir çatışmanın sonucunda, Doktor Serdar, Devran Bey’i ağır yaralar. Ancak Devran Bey ölmeden önce Doktor Serdar’ı varmayı başarır. Her şey kötüye gitmektedir. Bedrettin Hoca ve Doktor Esat kalabalık bir asker gurubuyla yardımlarına gelirler. Devran Bey’in adamları teslim olurlar. Bergüzar, son nefesini kollarında veren Doktor Serdar’ı kucaklamaktadır.
Doktor Serdar Müslüman mezarlığında toprağa verilirken, Anuş Anne kendi töre ve dininin gereklerini yerine getirmekte, torununu göz yaşlarıyla uğurlamaktadır. Kafile Urfa’ya doğru yoluna devam eder.

Urfa’da yollar ayrılacakken son bir şans için Yüzbaşı Rauf, Doktor Serdar gibi kendisinin de Bergüzar’a aşık olduğunu itiraf eder. Yol bittiğinde, Doktor Serdar ile birlikte gelip, bir izdivaç için, kimi seçeceğini soracak olduklarını anlatır. Bergüzar bu itiraf karşısında şaşalar. Olanları halen kabul edemediğini, yaranın daha taze olduğunu ve bu konuda hiçbir şey söyleyemeyeceğini belirtir. Yüzbaşı Rauf, hemen şimdi bir şey söylemesine gerek olmadığını, savaş bittikten sonra, güzel günlerde cevabını vermesini bekleyeceğini söylemeye çalışırken sözünü bitiremez.

Agasi, iki adamıyla konvoyu basar. Yüzbaşı Rauf’u bir dipcik darbesiyle atından düşürür. Atından atlayıp, kalkmasına müsaade etmeden Yüzbaşı Rauf’a tüfeğini doğrultur. Agasi’ye engel olmak için, atından inen Bergüzar’da yanlarına gelir. Hiddetle ne yaptığını sorar. Agasi, halkını geri götürmek için geldiğini söyler. Anuş Anne, at arabası üzerinden seslenir. Hayretten ve üzüntüden zor konuşmaktadır. Agasi’ye Yüzbaşı Rauf’u bırakmasını söyler. Agasi, dinlemez. Bergüzar, sinir krizi geçirip, Agasi’nin üzerine doğru gelir. Bedrettin Hoca, kriz geçirmekte olan, Bergüzar’ın yanına gelir ve ona sarılıp teskin etmeye çalışır…

Bergüzar, Bedrettin Hoca’nın elinden kurtulmaya çalışırken daha da hiddetlenir. Sonunda, Bedrettin Hoca’nın elinden kurtulup, Agasi’nin üzerine doğru yürür. Bergüzar’ın üzerine gelmesini savuşturmak isteyen Agasi, tüfeğini tehdit eder gibi doğrultur. Bu durumu yanlış anlayan aşiret karşılayıcıları, silaha sarılırlar. Agasi ve iki adamına ateş etmeye başlarlar. Agasi’nin bir adamı da karşılık verir. Agasi, Bergüzar, iki Ermeni Çeteci ve bir aşiret koruyucusu vurulurlar. Bedrettin Hoca, kızının başına gelir, omzu kanamaktadır. Ağzından acı bir feryat kopar. At arabasından, zar zor inebilen Anuş Anne, Agasi’nin başına gelir. Öldüğünü anlar.

Yüzbaşı Rauf, Bedrettin Hoca’nın atlarını sürdüğü, yaralanmış olan Bergüzar’ı taşıyan at arabasının yanında atını yedeğe almış yürümektedir. Bergüzar’ın yüzü bembeyazdır.
Anuş Anne, hüzünle Bergüzar’a bakmaktadır. Boynunda, birbirine benzer iki haç vardır. İkisini de ayrı ayrı öper Gözlerinden yaşlar akmaktadır.
Yüzbaşı Rauf, hiç tepki vermemesine rağmen Bergüzar’a, İstanbul Göksu Deresi’ndeki kayıkla gezen aşıkların hikayelerini anlatmaktadır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s